1960 yılında ailesi ile birlikte Malatya'dan İstanbul'a göç ettiler. Sahneye ilk adımını 1970 yılında Üsküdar Fıstıkağacı'nda bu gün Oya Düğün Salonu olarak bilinen, o devrin ilk aile gazinolarından birisi olan Özlem Aile Gazinosu'nda adım attı. Sunar Konser Bürosu-Fikret Torun tarafından düzenlenen ses yarışmasına katılarak, bu yarışmada birincilği kazanmış,1 000 lira para ödülünü ve birincilik şiltini almış ve akabinde bu gazinoda üç ay kadar assolist olarak çalışmıştır. Bülent Ersoy'un ilk sahne çalışması deneyimleri bu yerde başlamıştır.Daha sonra 1971 yılında ilk 45'liği Saner Plak'tan çıktı. (Lüzûm Kalmadı ve Neye Yarar Gelişin). 1974'te Büyük Maksim Gazinosu'nda sahneye çıktı. Çıkardığı klasik uzun çalar "tuti-i mucizeyi guyem ne dersem lâf değil" adlı Plakla tüm müzik piyasasını alt üst eder ve rekor satış elde eder.
İçkili gazinolara Klasik Türk Müziğini getiren ilk sanatçıdır.Fahrettin Aslan tarafından Müzeyyen Senar'a dinletildikten sonra Maksim Gazinosuna çıkması an meselesidir. Müzeyyen Senar, "Bu çocugu sakın kaçırma, eğer kaçırırsan, Türk Müziği büyük bir değer kaybedecek" der.Klasik Türk müziği dalında eğitim görmüştür. Üstün müzik bilgisi ile diğer müzik türlerinden eserleri bile direkt notadan seslendirebilmektedir. Tangodan türküye, aryadan operaya, mehter marşından rock müziğine kadar) az sayıda da olsa popüler eserler de seslendirdi ve onlarca albümü yayınlandı.1997 yılında Uluslararası Montu Merid Müzik Doktoru unvanıyla ödüllendirildi. Ulusal ve uluslararası birçok konser vermiş olup, otuzyedi yıla yaklaşan sanat yaşamında pek çok ilke imza atan Bülent Ersoy, dünyaca ünlü yıldızların sahne aldığı salonlarda konser verdi. 1980 yılında London Palladium'da ve 1983 yılında Madison Square Garden'da sahne alan ilk Türk sanatçısı oldu. Dario Moreno ve Ajda Pekkan'dan sonra Olympia'da konser veren ilk Türk sanatçısı olan Bülent Ersoy, elli kişiden oluşan orkestrasıyla dört saat süren bir program sundu. Ayrıca Bülent Ersoy'a Olympia Konseri'nin ardından Azerbaycan,Devlet Sanatçılığı ünvanını vermiştir.
Bugüne değin otuzun üstünde albüme imzasını atan sanatçı, Türk Müzik Tarihi'ne ismini altın harflerle yazdırdı ve klasik, alaturka şarkılar alanında gelmiş geçmiş en önemli yorumcular arasında yer aldı. Müzik yaşamı boyunca sayısız ödül aldı. 1997 yılında Uluslararası Montu Merid Müzik Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi. Bu zamana kadar birçok başarılı albüme imza atan sanatçı, hayranlarının merakla beklediği ve en son yayımladığı "Aşktan Sabıkalı" albümünü Haziran 2011'de müzikseverlerin beğenesine sundu. Bülent Ersoy, bu albümünde söz ve müziği Tarkan imzalı "Bir Ben Bir Allah Biliyor" parçasını Tarkan ile birlikte seslendirdi.
Yalnızım çok yalnızım bu fani dünyada
Ne bir dost ne de anlayan bir insanım var
Kim düşse benim düştüğüm derde
Çoktan yıkılır kalırdı bir köşede
Kim düşse kim düşse benim düştüğüm derde
Yıkılır kaybolurdu soğuk caddelerde
Neredeyim sorma ne haldeyim sorma
Sevdiğim hiç kimse olmadı senden sonra
Neredeyim sorma ne haldeyim sorma
Bitmedi ne sevgim ne içimde fırtına
İstanbul akşamlarında hatıramız var
İstanbul akşamlarında yıldızlar ağlar
İstanbul şu kalbimi yakmazdı bu kadar
Sen yoksun yoksun artık
Söz: Erhan Güleryüz
Müzik: Erhan Güleryüz
Ayrıldım hep sürüden
Her kazayı belayı
Saydım tecrübeden
Aşk okuma yazma bilmez
Anlamaz cebirden
Aramızdaki yaş farkını da
Sildim bu yüzden
Günahım boynuma aman
Dünya yanmış önemli mi
Anlatmak imkansız
Güzelliğini
Anlamıyor bu korkaklar
Sevenler anlar halimi
Sevmeyi bilmeyeni
Ateşe vermeli
Varsın bir kere de
Çalsın davullar
Dengim olmayana
Yazsınlar adımı
Aşktan sabıkalı
Olanlar kadrosuna
Söz: Gülşen Bayraktar
Müzik: Gülşen Bayraktar
Södürmüşüz feneri salaş bir balıkçıda
Rengimizi sıyırmışta gitmiş gidenimiz
Nur cemalimizin astarı kalmış bi tek
O da kaşık kadar..
Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz
Damla sakız hayallerimize yakamoz vursa
Bari öyle canlansa da hayat bulsa
Ne iyi olurdu kalbe kan yine
Hücum etse...
Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz..
Tövbe bir daha mı sen mi sevme
Sen hiç kimseyi sevme tövbe aaah tövbe
Şimdi seni unutmak vakti geldi
Bu hikâye de burada bitti aaahh tövbe
Kadir kıymet bilmedi ben neden seveyim ki
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
Geçti yüz özür dilesen de bitti
Bana bu kadar çile yetti aahh tövbe
Gelme sakın peşimden gelme
Görme beni rüyanda bile tövbe aaahh tövbe
Kadir kıymet bilmedi ben neden seveyim ki
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
İyisi mi gitmeli bu şehirden
Nereye geliyorsa içinden
Kırdı beni en uzak mehtaptan
Devam… Devam… Devam
Bülent Ersoy Tarkan Düeti
Bülent Ersoy:
Suretime aldanıp sakın yanılmayın
Yüzümün güldüğüne bakmayın
Aşktan canı yananlardanım bende
Bu yüreği taştan sanmayın
Sel olur gizlice içime içime süzülür gözyaşlarım
Kanar yaralarım kanar tuzu bastıkça anılar
Efkar benim öteki adım
Koor koor azgın yangınlarda can evim ciğerim yanıyor
Zoor çok zoor ne çektiğimi bir ben bir Allah biliyor
Koor koor azgın yangınlarda can evim ciğerim yanıyor
Zoor çok zoor ne çektiğimi bir ben bir Allah biliyor
Tarkan:
Ben kendimi bildim bileli
Hissetmedim ayrılık acısının böylesini
Yemeden içmeden kesildim
Ağla ağla tükendim
Hasreti bitirdi beni
Bülent Ersoy:
Sel olur gizlice içime içime süzülür gözyaşlarım
Kanar yaralarım kanar tuzu bastıkça anılar
Efkar benim öteki adım
Koor koor azgın yangınlarda can evim ciğerim yanıyor
Zoor çok zoor ne çektiğimi bir ben bir Allah biliyor
Koor koor azgın yangınlarda can evim ciğerim yanıyor
Zoor çok zoor ne çektiğimi bir ben bir Allah biliyor
Tarkan:
Ben kendimi bildim bileli
Hissetmedim ayrılık acısının böylesini
Yemeden içmeden kesildim
Ağla ağla tükendim
Hasreti bitirdi beni
Bülent Ersoy – Tarkan:
Ben kendimi bildim bileli
Hissetmedim ayrılık acısının böylesini
Yemeden içmeden kesildim
Ağla ağla tükendim
Hasreti bitirdi beni
Aahhhh
Amannn amaaaaannn amannnn
Ben kendimi bildim bileli
Hissetmedim ayrılık acısının böylesini
Yemeden içmeden kesildim
Ağla ağla tükendim
Hasreti bitirdi beni
Dağda keklik avlarım
Tabancamı yağlarım
Ben bir öksüz oğluyam
Gençliğime yanarım
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Yine oldu akşamlar
Eğleniyor gagoşlar
Vay benim deli gönlüm
Nerelerde akşamlar
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnos
Zalım ağlattı beni
Derde bağlattı beni
En yoksul&kötü günlerimde
Bıraktı gitti beni
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski, o eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Şarkılar susar heves kalmaz
Şataraban ölür
Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar & tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür
An gelir
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada pir sultan ölür
Son umut kırılmıştır
Kaf dağı’ nın ardındaki
Ne selam artık ne sabah
Kimseler bilmez nerdeler
Namlı masal sevdalıları
Evvel zaman içinde
Kalbur saman ölür
Kubbelerde uğuldar baki
Çeşmelerden akar sinan
An gelir
-la ilahe illallah-
Kanuni süleyman ölür
Görünmez bir mezarlıktır zaman
Şairler dolaşır saf saf
Tenhalarında şiir söyleyerek
Kim duysa & korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
Saatli bir bombadır patlar
An gelir
Attila ilhan ölür
Ağladım gözyaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahallede
Düştüm de yerlere bir of demedim
Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim
Nedir bu başımdaki felaket?
Kırk yıldır sefalette bu ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma
Susamıyorum, susamıyorum
Elimde değil susamıyorum
Hele bir ışıklar sönsün
Hele bir kapansın kapılar
Sular durulsun
Bıçak atacağım daha 12′den
Kısa devre yapsın kalbim
Ellerim inatla dökülsün cigaraya
Dağlarda ay büyüsün
Sular köpürsün
Sen beni o zaman gör
Hele küssün meydanlar
Dehşetin oğlu gülsün
Ağır bir köpek karanlığı
Ve tüm mayınlar patlasın
Sen beni o zaman gör
Kaldırımlara yağmur dökülsün
Dağılsın dişlerimde gülüşler
Kaybettiklerim bir dönsün
Sen beni o zaman gör
Yalnızlık ne demek
Kül olsun uykular
Kuşlar silinsin gözlerimden
Sen beni o zaman gör
Saçlarımda kırılsın kar
Baştan çizilsin uçurumlar
Kırılsın camlar
Sen beni o zaman gör.


